..


    Mirac, Mescid-i Aksa ve Kuds


    1
    1


    : 1256
    : 30
    : ...
    : Technological techniques
    : 27/04/2007

    Mirac, Mescid-i Aksa ve Kuds

        25, 2007 2:34 am

    Mirac, Mescid-i Aksa ve Kuds










    Filistin Enformasyon Merkezi



    Mirac, Mescidi Aksa ve Kuds


    11 Eyll 2004 Cumartesi, Mirac gecesi mnasebetiyle
    İsra ve Mirac Olayı


    Yce Allah şöyle buyuruyor: "Kulunu, kendisine birtakım ayetlerimizi göstermek iin bir gece Mescidi Haram'dan evresini mbarek kıldığımız Mescid-i Aksa''ya yrtenin şanı pek ycedir. Şphesiz o duyandır, görendir." (İsra, 17/1)
    Ksımi (rh. a.) şöyle demiştir: "Bu yet isr olayının kesin olduğuna dellet etmektedir. Bu ise, Resulullah (s.a.s)'ın gece vakti Mescid-i Aksa'ya kadar yrtlmesidir. Göklere ykseltilmesi olayına ise bu yet dellet etmemektedir. Ancak bazıları Necm suresinin ilk yetlerini bu olaya delil saymaktadırlar." Yce Allah, Necm suresinde şöyle buyuruyor: "Şimdi siz onun gördğ zerinde kendisiyle tartışıyor musunuz? Andolsun ki, o onu bir başka kez daha inişte görd. Sidretu'l-Munteha'nın yanında. Barınma (Me'va) cenneti onun yanındadır. O zaman (o gördğnde) Sidre'yi kaplayan kaplıyordu. Göz kaymadı ve (sınırı) aşmadı da. Andolsun ki o Rabbinin en byk yetlerinden bir kısmını görd." (Necm, 53/12-18) Mfessirlerin bildirdiğine göre bu yetlerde söz edilen olay da mirac olayıdır.
    Kadı Iyaz da şöyle demiştir: "Selefin ve genelde Mslmanların oğunluğu isr olayının bedenle birlikte ve uyanıklık halinde olduğu görşn tercih etmişlerdir. Gerek olan da budur." Kadı Iyaz yine şöyle diyor: "Allah'ın izniyle isr, btn olay boyunca hem beden hem de ruhla olmuştur. Ayet, sahih rivayetler ve muteber görşler buna delalet etmektedir. Zhir ve gerek anlamın alınması imknsız olmadığı srece bu anlam bırakılarak te'vil yoluna gidilmez. Burada da eğer olay uyku halinde gerekleşmiş olsaydı (Yce Allah): "Kulunu" demez, bunun yerine: "Kulunun ruhunu" derdi. Ayrıca Yce Allah bir yetinde de şöyle buyuruyor: "Göz kaymadı ve (sınırı) aşmadı da." (Necm, 53/17) Üstelik eğer olay uyku halinde gerekleşmiş olsaydı bir mucize ve ilhi bir yet olmazdı. Çnk böyle bir şeyi kfirler inkr etmez ve yalanlamazlardı. İslm'a girmiş olanlardan da inanları zayıf olanlar bundan dolayı tereddde dşmez ve dinden dönmezlerdi. Çnk bu tr olayların ryada gerekleşmesi inkr edilmez. Btn bu sayılanlar onların, söz konusu olayın Resulullah (s.a.s)'ın bedeniyle birlikte ve uyanıklık halinde gerekleştiği haberini almaları zerine olmuştur."
    İbnu'l-Kayyim (rh. a.) şöyle demiştir: "Sahabiler, Resulullah (s.a.s)'ın o gece Rabbini görp görmediği konusunda ihtilaf etmişlerdir. İbnu Abbas (r.a.)'tan sahih olarak nakledilen bir rivayete göre Rabbini görmştr. Yine ondan sahih olarak nakledilen bir başka rivayete göre ise kalben görmştr."
    Hz. Aişe (r.a.) ve Abdullah ibnu Mes'ud (r.a.)'dan sahih olarak nakledilen rivayetlere göre ise onlar bunu kabul etmemişlerdir. (Onların dediğine göre) Yce Allah'ın: "And olsun ki, o onu bir başka kez daha inişte görd. Sidretu'l-Munteha'nın yanında." (Necm, 53/13) söznde kastedilen Cibril'dir.
    Ebu Zer (r.a.)'den sahih olarak rivayet edildiğine göre o, Resulullah (s.a.s)'a: "Rabbini gördn m?" diye sordu. O da şöyle buyurdu: "Nur vardı. O'nu nasıl görrdm." Yani benim O'nu görmemi nur engelledi. Nitekim bir hadis metninde de: "Bir nur gördm" denmektedir. Osman ibnu Sa'id ed-Darimi'nin rivayet ettiğine göre de sahabiler Resulullah (s.a.s)'ın O'nu görmediği konusunda görş birliğine varmışlardır.
    İbnu'l-Kayyim şöyle demiştir: "Sabah olunca Resulullah (s.a.s), olanları, Rabbinin byk yetlerinden gördklerini kavmine anlattı. Bunun zerine onlar kendisini daha ok yalanlamaya, daha ok eziyet etmeye ve daha fazla sıkıştırmaya başladılar. Kendilerine Mescidi Aksa'yı anlatmasını istediler. Allah da onun görntsn karşısına getirdi ve aıktan görmeye başladı. Böylece Resulullah (s.a.s) onun zerindeki işretleri kendilerine haber vermeye başladı. Dolayısıyla onun bildirdiği hibir şeyi inkr edemediler. İsr olayında gidiş ve dönş esnasında karşılaştığı durumları, varış vaktini, o sırada gelen devenin durumunu kendilerine haber verdi. Gerekten de olaylar aynen onun anlattığı gibi gerekleşmişti. Ama bu durum sadece onların nefretlerini artırdı ve zlimler kfrden başka bir şeyi kabul etmeye yanaşmadılar."
    İsr ve mirac olayı Yce Allah'ın sevgili peygamberine bir mkfatı ve ilhi bir mucizesidir. Resulullah (s.a.s.) Mekke'de insanlara hakkı tebliğ etmesinden dolayı mşrikler tarafından eşitli eziyetlere maruz bırakılmış, Ebu Tlib Vadisi'nde ablukaya alınmış, yıl sren bu abluka dolayısıyla alık ve mahrumiyet iinde kalmış, ardından amcası Ebu Tlib'i, kısa sre sonra da değerli hanımı, m'minlerin annesi Hz. Hatice (r.anha)'yı kaybetmiş ve birbiri ardından gelen bu olaylar dolayısıyla ok zlmşt. İşte btn bu sıkıntılardan sonra dost dostunu mkfatlandırdı ve onu kendi katına ykseltti. Onu kendisine yaklaştırdı. Üzerine, ektiği btn sıkıntıları, iine dştğ zntleri, zorlukları ve yorgunlukları, hatta kendisine vahyedilenleri tebliğ ederken ve davetini yayarken karşılaşabileceği zorlukları unutturacak hoşnutluk hulleleri giydirdi.
    Son peygamber Hz. Muhammed (s.a.s.)'in isr ve mirac gecesinde karşılaştığı manzaralar, gördğ yetler ve kendisine karşı yapılan muamele onun Allah katında ne byk bir değere sahip olduğunu ortaya koydu. Bu itibarla isr ve mirac olayı ok değişik boyutları olan byk bir mucizedir ve bu mucize peygamberler iinde sadece son peygamber Hz. Muhammed (s.a.s.)'e özeldir.
    Btn her şeyi maddi alemin kanunlarına göre izah etmeye kalkışan ve Yce Yaratıcı'nın her şeyin stndeki ilhi gcn anlayamayan bazı kimseler mirac olayını kavramakta glk ekebilirler. Ama iman ferasetiyle ve hakka teslimiyetin kazandırdığı geniş görşllkle dşnebilenler iin bu byk mucizeyi kabul etmek zor değildir

    1
    1


    : 1256
    : 30
    : ...
    : Technological techniques
    : 27/04/2007

    : Mirac, Mescid-i Aksa ve Kuds

        25, 2007 2:34 am

    İsra ve Mirac Ruhu


    Byk dşnr ve ilim adamı Seyyid Kutub mirac olayı hakkında şunları söylyor: "İlhi gcn ve peygamberlik mertebesinin ne demek olduğunu biraz idrk edebilenler bu olayda bir gariplik görmezler. İnsanoğlunun sahip olduğu g sınırlıdır... Ama insanoğlu iin zor, kolay veya imknsız görnen şeylerin hepsi ilhi gcn önnde eşittir. Hepsi aynı kolaylıkla gerekleştirilir."
    İnsanın miracı anlayabilmesi iin önce kendi nefsinde imni bir ykselişi gerekleştirmesi gerekir. Bunu gerekleştirdiği zaman elde edeceği feraset ve basiret onun kinata bakarak ilhi gc anlamasına ve bu gce sahip olan yce yaratıcının vahiyle desteklediği bir insanın asla yalan söyleyemeyeceğini kavramasına yardımcı olur. Bakın Hz. Ebu Bekir (r.a.) kendisine Resulullah (s.a.s.)'ın bir önceki gece göklere ykseltildiğini söylediği haber verilince ne diyor: "Bunu eğer o haber veriyorsa elbette doğrudur. Sizin hayret ettiğiniz de bir şey mi? Gndzn veya gecenin bir anı iinde t göklerden kendisine vahiy geldiğini bana haber veriyor da ben yine inanıyorum. Tereddt etmiyorum."
    Evet. Hz. Ebu Bekir (r.a.) Resulullah (s.a.s.)'in vahiy ve mirac konusunda bildirdiklerinin doğruluğundan şphe etmiyordu. Çnk o kendi nefsinde imn miracını gerekleştirmişti. Kendi nefsinde iman miracı gerekleştirenin önnden artık şphe ve tereddt engeli kalkıyor. Ama nefsinde bu miracı gerekleştiremeyen kimsenin zihni madde dnyasına takılı kalacağından aynı teslimiyeti, aynı feraseti gösteremeyecektir.
    Mslmanın isra ve mirac olayından ıkaracağı pek ok ibret vardır. Her şeyden önce Allah Resul (s.a.s.) kendisine gösterilen gerekleri: "Acaba insanlar akla yatkın bulurlar mı? Kabul ederler mi?" gibi tereddtlere kapılarak insanlara aıklamazlık etmemiştir. Miraca ykseltildiği gecenin sabahında başından geenleri insanlara anlatmıştır. İnsanlar akla yatkın bulsalar da bulmasalar da gerek her zaman gerektir. Eğer bilinmesi gerekiyorsa, bir sır değilse ve aıklanması maslahata aykırı değilse mutlaka aıklanmalıdır.
    Mirac kelime olarak "ykselme, ycelme" anlamına gelir. M'minin de imanıyla ycelmesi, yksek mertebelere ulaşması onun iin bir miracdır. İslm'ın insana kazandırdığı ahlki ve imni değerlerle donanmak, İslm'ın gzelliklerini kendinde toplayabilmek m'min iin bir miracdır.
    Miracla ilgili hadisi şerifte Cebrail (a.s.)'ın Resulullah (s.a.s.)'a gelerek yolculuk öncesinde onun göğsn yarıp kalbini ıkardığı ve onu iman ve hikmetle yıkadığı bildirilmektedir. Demek ki miraca önce kalple hazırlanmak gerekiyor. Yce makamlara ulaşmak isteyen bir m'minin de kalbini iman ve hikmet sırlarına aykırı kirlerden arındırması, temizlemesi gerekir. Özellikle değişik sapık ideolojilerin her tarafı kuşattığı gnmzde kalbimizi bu sapık ideolojilerin ve fikri saplantıların kirlerinden temizlemeden gerek anlamda bir ykseliş gerekleştirmemiz mmkn değildir.
    O halde hayatımızda bir mirac yolculuğuna başlamak istiyorsak önce göğsmz yarıp kalbimizi ıkarmalı ve onu iman ve hikmet nurlarıyla yıkamalıyız. Ama iş bununla bitmiyor. Çnk yolculuk bundan sonra başlıyor. M'min İslm'ın gzelliklerinden birini hayatına geirdiğinde bu kutlu mirac yolculuğunda bir adım atmış, bir derece ykselmiş olur. Bu yolculukta "iki gn birbirine eşit olan zarardadır" ilkesine göre hareket ederek srekli ycelmek, srekli ilerlemek gerekiyor.
    Allah Resul (s.a.s.) bir hadisi şerifinde: "Namaz m'minin miracıdır" diye buyuruyor. Ancak namazın gerekten bir mirac olabilmesi iin m'minin adeta Allah'ı göryormuşasına O'na ibadet etmesi gerekir. Nitekim Resulullah (s.a.s.) bu hususa da bir başka hadisi şerifinde şöyle işaret ediyor: "İhsn, Allah'a adeta O'nu göryormuşasına ibadet etmendir. Sen her ne kadar O'nu görmyorsan da O seni göryor." İşte bu ruh ve hisle kılınan namaz gerekten m'min iin bir mirac olur. O zaman m'min gnde beş kere miraca yani Allah'ın katına ykselme mutluluğuna erişir. Gnde beş kere miraca ykselebilen m'minden de iyilikten başka bir şey beklenmez.
    Kendi hayatlarında mirac gerekleştirebilenler, isra ve mirac ruhunu bir hayat şuuru edinebilenler "iman kardeşliği"nin getirdiği sorumluluğun da farkındadırlar. Çnk onlar hayatlarındaki mirac yolculuğu esnasında Allah Resul (s.a.s.)'in: "M'minlerin, birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamet etmede ve birbirlerine acımadaki örnekleri adeta bir beden örneğidir. Onun bir organı rahatsız olduğunda diğer organları da uykusuzluk ve ateşle ona katılır" melindeki hadisi şerifinde ortaya konan prensibi de gönllerine nakşetmişlerdir.
    Mescidi Aksa'nın Önemi


    Mescidi Aksa bilindiği zere Mslmanların ilk kıblesi ve harem mescidlerin ncsdr. Yce Allah Kur'an-ı Kerim'de Mescidi Aksa'dan adıyla söz etmekte ve bu mescidin etrafının mbarek kılındığını bildirmektedir. Bu konuda İsra suresinin birinci ayetinde şöyle buyuruluyor: "Kulunu, kendisine birtakım ayetlerimizi göstermek iin bir gece Mescidi Haram'dan evresini mbarek kıldığımız Mescidi Aksa'ya yrtenin şanı pek ycedir. Şphesiz o duyandır, görendir."
    Kur'an-ı Kerim'in bazı yerlerinde de bu mescidden ismi anılmaksızın söz edilmektedir. Örneğin Meryem suresinin 11. ayetinde Yce Allah şöyle buyuruyor: "Bunun zerine (Zekeriya a.s.) mescidden kavminin karşısına ıkıp onlara: "Sabah ve akşam tesbih edin" diye işaret etti." Burada kastedilen mescid, Mescidi Aksa'dır.
    Ali İmran suresinin 37. ayetinde de şöyle buyuruluyor: "Rabbi onu (Meryem'i) gzel bir kabulle kabul etti; gzel bir şekilde yetiştirip bytt ve onun bakımını Zekeriyya'nın ykmllğne verdi. Zekeriyya ne zaman onun bulunduğu mabede girse yanında yiyecek bulurdu. "Ey Meryem! Bu sana nereden geliyor?" derdi. O da: "Allah'ın katındandır. Şphesiz Allah dilediğine hesapsız rızık verir" derdi." Burada söz edilen ma'bed Mescidi Aksa'dır.
    Yine aynı surenin 39. ayetinde de şöyle buyuruluyor: "Onun (Zekeriyya (a.s.)'ın) mihrabda namaz kılmakta olduğu sırada melekler kendisine, "Allah sana, Allah katından olan Kelime'yi doğrulayıcı, efendi, kendine hakim ve salihlerden bir peygamber olarak Yahya'yı mjdelemektedir" diye seslendiler." Bu ayeti kerimede mihrab denirken kastedilen mekan da Mescidi Aksa'dır.
    Mescidi Aksa'nın fazilet ve ehemmiyeti hakkında ayrıca birok hadisi şerif bulunmaktadır. Resulullah (a.s.) bir hadisi şerifinde şöyle buyurmuştur: "Yolculuk ancak şu mescidden birine olur: Benim şu mescidime, Mescidi Haram'a ve Mescidi Aksa'ya." (Mslim, Kitabu'l-Hacc, 15/415, 511, 512) Burada kastedilen yolculuk ibadet kastıyla olan özel yolculuktur. Bu hadisi şerif dolayısıyla Mescidi Aksa harem mescidlerin ncs sayılmıştır.
    Ahmed ibnu Hanbel, Nesai ve Hakim'in Abdullah ibnu Ömer (r.a.)'den rivayet etmiş oldukları bir hadisi şerife göre de Resulullah (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: "Sleyman (a.s.) Mescidi Aksa'yı yaptığında Rabbinden şey istedi. Rabbi ona ikisini verdi. Ben ncsn de vermiş olmasını mit ediyorum: Kendisine, kendi hkmne denk gelecek hkm vermesini istedi, (Rabbi) bu istediğini verdi. Kendisinden sonra hi kimsenin ulaşamayacağı bir saltanat vermesini istedi, bu istediğini de verdi. Bir de her kim, bu Mescid'de -yani Mescidi Aksa'da- namaz kılmak amacıyla evinden ıkarsa anasından doğmuş gibi gnahlarından sıyrılsın istedi. Biz Allah'ın bu istediğini de ona vermiş olmasını mit ediyoruz."
    Resulullah (s.a.s) bir hadisi şerifinde: "Oraya (Mescidi Aksa'ya) gidin ve iinde namaz kılın. Kandillerinde yakılmak zere oraya zeytinyağı gönderin" diye buyurmuştur.
    Resulullah (s.a.s.)'tan bunun dışında da Mescidi Aksa'nın faziletiyle ilgili birok hadisi şerif rivayet edilmiştir.
    Yeryznn en faziletli mekanları camiler, camilerin de en faziletlileri Mescidi Haram, Mescidi Nebevi ve Mescidi Aksa'dır. Bu camide kılınan namazların diğer camilerde kılınan namazlardan ok daha fazla sevaplı olduğu hadisi şeriflerde bildirilmiştir.
    Tanınmış tefsir alimlerinden Kasımi, Mescidi Aksa'nın ismi hakkında şu aıklamayı yapmıştır: "Aksa kelimesi "en uzak" anlamındadır. Mescidi Aksa da Mekke'ye olan uzaklığından dolayı böyle adlandırılmıştır."
    Tarihi kaynaklardan, tefsir kitaplarında yer alan rivayetlerden ve hadislerde verilen bilgilerden Mescidi Aksa'nın ilk şeklinin Hz. Sleyman (a.s.) tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Nitekim yukarıda vermiş olduğumuz ve: "Sleyman (a.s.) Mescidi Aksa'yı yaptığında..." diye başlayan hadisten bu anlaşılıyor.
    Buhari ve İbnu Mace'nin nakletmiş olduğu bir hadisi şerifte Ebu Zer (r.a.)'in şöyle dediği bildirilmiştir: "Resulullah (a.s.)'a, yeryzne konulmuş olan ilk mescidin hangisi olduğunu sordum. "Mescidi Haram" diye buyurdu. "Sonra hangisi?" dedim. "Mescidi Aksa" diye buyurdu. "İkisi arasındaki sre ne kadardır?" diye sordum. Şöyle buyurdu: "Kırk yıl. Sonra btn yeryz senin iin mesciddir. Nerede namaz vaktine girersen orada namaz kıl." (Buhari, Kitabu Ehadisi'l-Enbiya, 60/40; İbnu Mace, Kitabu'l-Mesacid ve'l-Cemaat, 4/7)

      / 17, 2017 4:50 pm